Bizi biz yapan kadın kahramanlar

Mutlaka herkesin okuduğu romanlarda, yaptıklarıyla, duruşuyla, meydan okumasıyla, sözleriyle, düşüncesiyle veya sadece susmasıyla iz bırakan bir kadın karakter olmuştur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türk edebiyatının yedi kadın yazarına hayatlarında en çok iz bırakan kadın roman karakterini sorduk.

‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ tasarladılar

Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde açılan ve kurgusu Bahar Turkay’a, yapımı Manifold’a ait ‘Boş Bir Oda Kendi Fonksiyonunu Yaratır’ başlıklı sergi, ünlü mimar ve tasarımcıların ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ yorumlarını bir araya araya getiriyor.

Tarihe ‘sıradan’ bir bakış: Bir Alman’ın Hikâyesi

Sebastian Haffner, İletişim Yayınları’ndan çıkan Bir Alman’ın Hikâyesi adlı kitapta Nazizme ve faşizme dair birinci elden bir tanıklık sunuyor. Sıradan hayatların dağılış sürecini, tam da ‘halkın içinden biri olduğundan dolayı’ titizlikle aktarabilen Haffner, yıkıma dair önemli bir eksiği kapatıyor.

100 yıl öncesinden bugüne gönderilmiş bir mektup

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Hakka Sığındık’ı ilkin 1919’da yayımlanıyor. Bu tarihte, Birinci Dünya Savaşı ardında bıraktığı büyük yıkımla son bulmuştur fakat hemen sonra gelen İspanyol gribi, savaştan daha yıkıcı etkileriyle hızla yayılmaya başlamıştır. Gürpınar, işte o günlerin İstanbul’undan bir manzara sunuyor okurlara romanında.

‘Bu toprakların hayal gücüne resmi geçit yaptırmak istedim’

Türkiye’de fantastik kurgu dendiğinde akla ilk gelen isimlerden Barış Müstecaplıoğlu ‘Ahtapotun Rüyası’nda bağlı olmakla bağımlı olmak arasındaki ince çizginin üzerinden geçiyor. Bizi fantastik edebiyatın zihin açıcı dünyasında yolculuğa çıkaran yazar bu kez yerli mitolojiden güç aldığını anlatıyor.

Hileci Suphi’nin maceraları

Çocuk edebiyatının usta ismi Miyase Sertbarut, Altın Kitaplar’dan çıkan yeni çocuk romanı ‘Karne Hediyesi At Kestanesi’nde, hayatın içinden, herkesin okul sıralarından aşina olduğu haylaz bir çocuğun, Suphi’nin hikayesini anlatıyor.

Endişe ve neşe ele ele

Ciara Gavin’in incelikli bir mizah ve duyarlılıkla kaleme aldığı ‘Birazcık Endişeli’, konuya birbirinin zıddı iki arkadaş üzerinden yaklaşıyor. Böylelikle hem empatinin yolunu açıyor hem de alternatif bakışlar sunmuş oluyor.

Kadın haklarına adanmış bir ömür

Özlem Özdemir’in kaleme aldığı, Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın yaşamöyküsünü anlatan ‘Afet’ ile çocuk kitabı ‘Benim Adım Afet’ Cumhuriyet tarihine onurlu bir saygı duruşu niteliğinde…

Hiç var olmamış gibi: Kayıt-dışı

Sanatçı Emre Hüner’in Arter’deki ‘(Elektroizolasyon) Bilinmeyen Parametre Kayıt-Dışı’ sergisi, ‘kayıt tutmak’ kavramını heykellerle, yazı aracılığıyla, kişisel anlatılar ve mimari unsurlar arasında gezinerek izleyicinin karşısına çıkıyor.

‘Görünenin Ardında’yı arayan sergi

Vision Art Platform, video sanatını merkeze alan Senkron’a ‘Beyond Vision/Görünenin Ardında’ adlı çevrimiçi bir sergiyle katılıyor. 15 Nisan-15 Mayıs arasında gerçekleştirilecek sergide Gökhan Balkan, Mehmet Öğüt, Özgün Şahin ve SABO’nun çalışmaları yer alıyor.

Kültür-sanata yön veren 10 kadın

Türkiye’nin önde gelen kültür ve sanat kurumlarının dümeninde farklı disiplinlerden, hayallerden ve kariyer öykülerinden gelen yetenekli, öngörülü ve yaratıcı kadınlar var. 10 sanat kurumunun 10 yöneticisinden, onları bugün bulundukları yere taşıyan, sanatla temaslarını yöneticilik noktasına ulaştıran ‘karar anı’nın öyküsünü dinledik, tanışmak isteyecekleri kadın sanatçıları sorduk. Ortaya sanat dünyamıza yön veren isimlerin kısa portreleri çıktı.

Selma Gürbüz’ün kadınları

İstanbul Modern’de devam eden Selma Gürbüz’ün ‘Dünya Diye Bir Yer’ sergisinin küratörü Öykü Özsoy ile sanat eleştirmeni Esra Aliçavuşoğlu, 10 Mart saat 18.00’de müzenin YouTube kanalında sanatçının yapıtlarındaki kadın imgeleri üzerine çevrimiçi canlı bir söyleşi gerçekleştirecek. Gürbüz’ün farklı anlatılara ait kadın imgelerini yansıttığı yapıtlarını 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için derledik.

Orhan Pamuk: Kimsenin ilgilenmeyeceğini düşündüğüm dünyam birdenbire herkesin ağzındaydı…

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un bir salgın romanı üzerinde çalıştığı biliniyordu. ‘Veba Geceleri’nin çıkması dört gözle beklenirken akla gelmeyecek bir şey oldu; dünyayı yeni bir salgın esir aldı. Pamuk: “Bugün çok malumat sahibiyiz. Hangi ülkede, mahallemizde durum ne hemen görüyoruz. Bu, romandaki dönemle bugün arasında büyük fark yaratıyor. Biz başımıza ne gelebileceğini, neyin ne olduğunu biliyoruz, bu yüzden çok daha fazla korkuyoruz. Ama romanım bugünden daha korkutucudur” diyor.

Bir zamanlar İstanbul’da

Sermet Muhtar’ın ‘İstanbul’un Geçmiş Günlerinde Yeme İçme’ kitabındaki yazılarından 20. yüzyılın başında İstanbul’daki hayatın ne kadar renkli ve çeşitli olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Neleri kaybettiğimizi de anlıyoruz.

Ezber bozan, özgür ruhlu bir annenin öyküsü…

Yabanıl insan doğasının bir kutlaması olan ‘Yabanıl Anne’ Yeni İnsan Yayınevi edebiyat serisinden okurlarıyla buluşuyor. Otobiyografik özellikler taşıyan roman, özgür bir ruh olan Carrie’nin anne olduktan sonra toplumun ‘annelik öğretileri’ ile yaşadığı çatışmayı ve bu çatışmadan benliğini kaybetmeden çıkışını anlatıyor.

Ekonomik ‘çöküş’ dünyayı nasıl değiştirdi?

Günümüzün saygın ekonomi profesörlerinden, Columbia Üniversitesi Avrupa Enstitüsü Direktörü Adam Tooze’un yazdığı VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıkan “Çöküş: Finansal Krizlerle Dolu Bir On Yıl Dünyayı Nasıl Değiştirdi?” kitabı, Lehman Brothers’ın 600 milyar dolarlık borçla iflasının küresel ekonomide nasıl yüzyılın kâbusuna dönüştüğünü anlatırken, gelecekte kapıyı çalabilecek yeni krizlere karşı nasıl önlemler alınabileceğinin yanıtını arıyor.

Haydar Ergülen’in denemeleri: Sahildeki karnaval

Felsefi analiz, denizdeki bir yüzeyi karaya dahil etme girişimidir; Haydar Ergülen’in denemeleri için, karayı denize dahil etme girişimi diyebiliriz; deniz ile karanın buluştuğu nokta; sahildeki karnaval. ‘Şairin Bavulu’, şairler üzerine portreler ama ayırıcı üslup içinde…

‘Sen Ben Lenin’ Moskova yolcusu

Yönetmen Tufan Taştan’ın, senaryosunu Barış Bıçakçı ile birlikte yazdığı ‘Sen Ben Lenin’ adlı ilk uzun metraj filmi, 22-29 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 43. Moskova Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapacak.

Havada deniz kokusu, sokağın ucunda umut var…

Şükran Yücel hüznün kol gezdiği hikâyeleri, umut kokan sokaklardan anlatıyor ‘Âlim Kadın Çıkmazı’nda. Yarattığı kahramanlarla kol kola, denizin kokusunu burnunda hissettiğiniz iki güzel şehirde geçen insanlık hikâyeleri bunlar…

Uzlaşmak mümkün mü?

Çağdaş Norveç edebiyatının en özgün ve önemli isimlerinden Vigdis Hjorth, ‘Miras’ romanını bir kadının çözülmemiş çocukluk travması etrafında kurgulamış. Rahatsız edici, yakıcı ve yıkıcı bir hesaplaşma.

Düş suya vurdu

Necmi Sönmez küratörlüğünde Edip Cansever’in aynı adlı şiirini odağına alan ‘Düş Suda’ sergisi, Borusan Contemporary koleksiyonundan 60’a yakın eseri bir araya getiriyor. Perili Köşk’ün İstanbul Boğazı’yla ilişkisinin altını çizen ve mekânsal sınırları aşan sergi, Kuruçeşme Parkı’ndan Emirgan’a Boğaz hattındaki belli noktalara yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla 360 derece sanal turla deneyimlenebiliyor. Ayrıca sergide yer alan videolar, İstiklal Caddesi’ndeki Borusan Müzik Evi’nin vitrininden de izlenebiliyor.

Deneme: Açık yazı

‘Sonra Hayat’, Onur Çalı’nın benzersiz öykücülüğünden de el almış bir denemeler toplamı. Salâh Birsel’den İlhan Durusel’e, George Orwell’dan Oktay Cevdet’e dek yazarlar, kitaplar üstüne, hem onlarla söyleşir hem hayata göz kırpar hem de okura armağanlar yollar gibi rahat, canım arkadaşım Enver Ercan’ın ‘eviçi Türkçesi’ dediği Türkçeyle yazılmış gibi tatlı mı tatlı denemeler.

Gezegeni saran kronik mutsuzluk tesadüf değil!

Sosyal bilimci Mark Fisher, kişisel depresyonundan çıkmaya çalışırken kaleme aldığı yazılardan oluşan ‘Hayatımın Hayaletleri’nde, farklı coğrafyalarda aynı mutsuzluğun ve geleceksizliğin yaşanmasının tesadüf olmadığını anımsatıyor. Kapitalist sistemin gölgesini gösteriyor…